bugün ikinci gidişimdi aynı parka.bu ikinci gidişimde öğrendim,her parkın aslında kendi hayatı vardı.aynı yaşlı kadın oradaydı yine.belki bedeni o eski bedeni değildi,saçları aynı saç yüzü aynı yüz değildi ama gözleri aynı umut ışığını yaşatmaya çalışan aynı gözlerdi,yıllarca korumayı başardığı değişmeyen tek şeyi.aynı yerde,elinde ekmek,hayatta belki de elinde kalan tek bağını,kuşlarını besliyordu.onlar ki sadık dostlarıydı oysa her zaman minnetsiz o nu sevecek ve terk etmeyecek olan,hayatında kalmış tek canlılar,son umut ışığı canları o nun.
aynı çocuk oradaydı yine,zihinsel özründen çok mutlu,her zamanki aynı üstüne çıktığı salıngaçındaydı.bir tek kendisinin bildiği bir dille mutluluk haykırışları yayıyordu etrafa ve bir aşağıya bir yukarıya hızla salınıyordu, her gün aynı saatte aynı parkta.birileri gözü arkada kalmayacak şekilde sıkı sıkı giydirmişti belli ki kendisini.o nu da çok seven sakınan birileri vardı.uzaktan uzağa parkta nadir mutlu anlarından birini yaşadığı için mutlu olan birileri vardı.
aynı adam gelirdi her zaman parka köpeğiyle mutlu mutlu vakit geçiren beraber köpeğiyle oynayan adam.bütün bunlar sanki bir aileydiler orada,aralarında sessiz ama sıkı bir bağ olan bir aileydiler sanki o parkta.o gün anladım ben aslında her parkın bir hayatı varmış bizim gözlerimizden uzakta.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder