Haziran 18, 2010
118
"Herkes gibi olamadın gitti!"deyişi kulaklarımdan gitmiyordu.Çoğunluğunun bir işte çalıştığı,aynı dükkanlardan alışveriş yapıp aynı yöntemlerle yediği,aynı şeyleri konuştuğu,çocuklar doğurduğu,sonra onların hep birlikte okula gittikleri,aynı renk giysilerle sınıflarını geçip,mezun oldukları,ardından tabur tabur askeri birlikler oluşturdukları,aynı marşları aynı biçimde söyleyerek aynı koğuşlarda aynı kıvrılışlarla yattıkları ve bu edimlerle beraberlik ruhunu yakaladıklarını sandıkları,sonra bi bavul dolusu anıyla terhis olup eve döndükleri,anne babalarına hiç değişmeyen ve toplumun hazırladığı reddedilmez duygularla sarıldıkları,aynı yasalara uyarak evlendikleri,babalarından devraldıkları yöntemlerle seviştikleri ve babalarından boşalan iş kadrolarına kapılanınca dünyanın yarısını ele geçirmişçesine sevindikleri,sevinçlerini aynı yüz ışıltısıyla yansıttıkları ve tıpkı kendilerinden öncekiler gibi,gene çocuk doğurdukları ve onları besleyip büyütmeye başladıkları ve bütün bu olup bitenlere"dönüp duran paslı çember"diyecekken "akıp giden yaşam"adını verdikleri uyumsuz bir toplumda,yelken kulaklı bir uyumsuzdum ben.
Etiketler:
Sonsuzluğa nokta H.A.T.
Haziran 16, 2010
Kısa kısa

-Bu günlerde youporn'a dadanmış durumdayım.(Ben değil bilinçaltım konuştu.) Kahretsin tedavi olmalıyım galiba( ?) (Bu ise bilinçaltım değildi,tam da ben,kendim)
-Film bulamama sendromu yaşıyorum.Yok yani öteler ötesi dizim var izlediğim,ama kahretsin arada film falan olsa,en azından dizim çabuk tükenmeyiverir.(Ne gerek vardı sondaki bu uzun,zor ve anlamsız kelimeye!) Nasıl bu kadar çok çok sevdiğim için kendime özel hissettiğim,bir şeyi,diziyi paylaştım valla bilemiyorum,gecenin bi yarısı olduğundan herhalde.Malum,zaten düşük düzeydeki verimlilik olayı,dip yapmış vaziyette anlaşılan.
-Ben söyliim bu kırık parmak iyileşmiycek,rahat durmuyorum ki.Oynatılır mı ki bu kadar bi kırık parnak kardeşim.Hayır ağrı da yok van da (berbat espri özür) ondan galiba bu rahatlık.
(Gerçekten çok kısa oldu lan.İtiraf,valla ben de bu kadar kısa olcağını düşünmemiştim.Nese yazıya,boş vakit bulursam(hö!) bilahare besteleyeceğim ama sadece bir dize yazdığım şarkı sözüyle son veriyorum.Son veriyorum yani...)
ŞARKI SÖZÜ
Öpüşmeyi özledim kimseyi özleyemediğim kadar.*
...
Etiketler:
tamam biraz esinlenmiş olabilirim dude
Haziran 03, 2010
afilifilintalar
Manevi de olsa destek amaçlı açtıkları site (israelyouareguilty) ve sonra düzenledikleri basın toplantısı ve sonra o basın toplantısı metninin şu gerçekten parçalayıcı metni,her türlü gücün üstünde bir güçtür.Ne desek az.Sonuna kadar destek,sonuna kadar yanlarında,arkalarındayız.Teşekkür ediyoruz.
We will not go down by Michael Heart
“İsrail’in tankla, topla, tüfekle, katliamla, cinayetle sürdürdüğü vahşete karşı; müzikle, sinemayla, tiyatro, edebiyat, resim, karikatür, zeka, düşünce ve bilgelikle mücadele edeceğiz. İsrail hükümetini entelektüel, sanatsal, siyasal, duygusal ablukaya alacağız.”
We will not go down by Michael Heart
Patırtısız, temiz bir buluşma olsun. İyi olan kazansın.
We will not go down by Michael Heart
Patırtısız, temiz bir buluşma olsun. İyi olan kazansın.
We will not go down by Michael Heart
Etiketler:
iyi olan kazansın
Haziran 02, 2010
Tvde Greenpeace fosil yakıtları tercih etmediklerini açıklarken
Benim mahallem sakindir.Mahalle figürünü oldum olası çok sevdim vazgeçemem,Allah korusun.Olaki çok zengin oldum,böle "Ağaoğlu Town Center"ların birinden daire alacak kadar (bak zenginlik hayalimin küçüklüğüne bak,Kanlıcada bi Villa diyemiyorum bak) yemin içiyorum istemem.

Kırık parmakla evde yalnız,yazın bu ilk günlerini geçirmeye çalıştığım günlerden bi gün daha.(doğru uzun cümle) Sıkıldım. Mahalleye dalayım dedim.Küçük şirin bir park.Genelde okul öncesi çocukların babaanneleri ya da dedeleriyle beraber takıldıkları,bir kaydırağıyla,iki çift salıncağıyla,şirin bir mahalle parkı.Canım sıkıldığında hem güneşlenme maksatlı hem bişeyler okumak için gittiğim huzur ve sakinlik mabedi.Çocukları izlerken elimde bişiyler okumak,oldukça zevk veren bi aktivite benim için.Berberim var bi de.Gecekondu misali,mahallenin şirin camisine parazit gibi kendini sonradan eklemlemiş,onun yapay ama sırıtmayan bi uzantısı gibi cadde üstündeki berber.Sonra mahallenin Kuruyemiş Tekel bayisi.Mahallenin manavı olarak kullandığım,küçük marketi.
Neyse mahalleye dalayım dedim ya,planım şuydu elimde dergim,önce traş bahane bi şu berbere uğrayıp,şu genç çocukla bi "berber muhabbeti" yapar,sonra dergimi okumak için her zamanki parkıma geçer,akşam güneşinin ve akşam serinliğinin tadını çıkartırdım.Sonra geçen izlediğim şu filmin (The Sideways) etkisiyle
midir nedir bilmem,canım o kadar çekmiş ki (ki arada içtiğim bira dışında başka içkilerden pek hazz etmemişimdir) bi şarap alır dönerimdi.

Genç berberi dükkanın önünde,hazır müşteri yok şu serin akşamın tadını çıkarayım biraz,dercesine oturmuş buldum.Bi selamla,camiye gecekondu misali eklemlenmiş şu dört duvarın içine girdim.Severim berber koltuğuna oturmayı,sonra berbere gelip traş olanların hallerini izlemeyi.Benim traş çabuk bitti.Oturdum sonra kanepeye.Bizimkisinin işi,sanki müşteriler bu akşam vaktini bekliyorlarmış gibi,açılmaya başladı.Benim de gözüm sehpaya ilişti,daha önce hiç bu türden olanları burada görmediğim cam sehpadaki dergilere ilişti.Sözüm ona,katiyyen bu okur kitlesinin buraya uğramayacağı (yanlışlıkla olsa bile) dergilerin,burada ne işi var yahu,düşüncesiyle merakla incelemeye başladım.Aklıma gelmezdi tabi bu moda "moda dergisiyle"(Vogue) burada ilk defa karşılaşacağım ya da, off çok param var acaba bugün nereye ne harcasam,diyenlerin arada alacakları şu boş "stil" dergilerden biriyle (Home Style) (Ula özellikle şu Vogue dur nedir,Allahım valla yazık o kesilen ağaçlara,harcanan kağıtlara) Dergiler,çağın dergilerinden işte.(Reklama,sattırmaya,harcatmaya odaklanmış bi ton cicili bicili insanların yine sözüm ona özendirici fotoğraflarıyla dolu kaygan yaprakların doldurduğu sayfalar) Neyse,berber gencin ısrarıyla park planını erteleyip biraz daha oturdum sonra tekel bayine yollanmak için bi hoşçakal çektim,bir dahaki sefere tekrar görüşmek üzere.(Ha dergiler mi,bi müşterisi ,belki eski gazete toplayıcısı ya da gazete bayisi,gelirken poşetle bırakmış.Neyse aklımdan geçmezdi,bu Vogue denen saçmalığa burada rastlayıp bi göz atacağım)
Bugün tam yaz formundaydım bu arada,söylemiş miydim?(Hayır) Altımda,arkadaşımın daha sonra,tamam sen de kalsın,şortuyla,üstümde,beyaz tişörtümle, sağ baş parmağı bantla sarılı çıplak ayaklarımda terliğimle. Tekel bayine yol almaya başladım.İçmeyecektim,ama iyi sabretmişim kaç aydır içmeyerek.Evet evet bu film (The Sideways) sebep oldu bu kez galiba irademin kırılmasına.Planım belliydi.Daha önce aldığım çok pahalı olmayan,üstüne çok kaliteli olan şaraptan bulmaya çalışacak,akşamı yanında kaşarla (hayır peynir anlamında) geçirecektim.
Mahallenin tekel bayisi,kimi zaman misafirliğe gelen arkadaşlarla içmeye bişeyler almaya uğradığım,kimi zaman yalnız,kimi zaman akşam sevgiliyle bi şarap için uğradığım tekel bayisi.Bu kez çocuklar duruyor tezgahta.İki erkek kardeş.İçerisi,belli ki az önce iki kardeşin saldırası yedikleri yine her hallerinden belli olan,lahmacun kokusu dolmuş olan dükkan.Büyük olan ve müşteriyle ilgilenen çocuk telefonla konuşuyor.Annesi diğer taraftaki.Sıkılmış belli,beni bahane ederek,"Anne müşteri var,sonra konuşuruz"diye kapatmaya çalışıyor,"Yo hayır sen konuş diyorum ben şaraplara bakacaktım"deyip tezgahın arkasına geçiyorum.Planım üzerine,malum şarabı arıyor gözlerim.Yok.Anlaşılan rastgele getiriyor markaları bizimkisi.Ucuz beyaz şaraplardansa biraz daha pahalı ama kırmızılar içinde ucuzu olan bi ithal İspanyol şarabına gözüm takılıyor,çocuk,"abi istersen bi dene diyor",anlamadığı halde,kendini alıştırmaya çalıştığı esnaf sözlerle."Tamam" diyorum,bi süre tezgahı inceledikten sonra.Canım çekiyor,eski dost,bi bira ekliyorum siparişe yer fıstığıyla.Siyah poşetimle çıkıyorum.Bugünkü,benim mahallem,adlı küçük planımın sonuna yaklaşıyorum.Evime dönüyorum.Tvde 'GreenPeace' ci, "biz fosil yakıtlardan yana değiliz diyor"
Geri Dönemem by Aydilge (Akustik Versiyon)
Etiketler:
bir berber bir berbere gel parka gidelim demiş.,
greenpeace,
sideways,
vogue,
şarap
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
