Haziran 02, 2010

Tvde Greenpeace fosil yakıtları tercih etmediklerini açıklarken

Benim mahallem sakindir.Mahalle figürünü oldum olası çok sevdim vazgeçemem,Allah korusun.Olaki çok zengin oldum,böle "Ağaoğlu Town Center"ların birinden daire alacak kadar (bak zenginlik hayalimin küçüklüğüne bak,Kanlıcada bi Villa diyemiyorum bak) yemin içiyorum istemem.
Kırık parmakla evde yalnız,yazın bu ilk günlerini geçirmeye çalıştığım günlerden bi gün daha.(doğru uzun cümle) Sıkıldım. Mahalleye dalayım dedim.Küçük şirin bir park.Genelde okul öncesi çocukların babaanneleri ya da dedeleriyle beraber takıldıkları,bir kaydırağıyla,iki çift salıncağıyla,şirin bir mahalle parkı.Canım sıkıldığında hem güneşlenme maksatlı hem bişeyler okumak için gittiğim huzur ve sakinlik mabedi.Çocukları izlerken elimde bişiyler okumak,oldukça zevk veren bi aktivite benim için.Berberim var bi de.Gecekondu misali,mahallenin şirin camisine parazit gibi kendini sonradan eklemlemiş,onun yapay ama sırıtmayan bi uzantısı gibi cadde üstündeki berber.Sonra mahallenin Kuruyemiş Tekel bayisi.Mahallenin manavı olarak kullandığım,küçük marketi.

Neyse mahalleye dalayım dedim ya,planım şuydu elimde dergim,önce traş bahane bi şu berbere uğrayıp,şu genç çocukla bi "berber muhabbeti" yapar,sonra dergimi okumak için her zamanki parkıma geçer,akşam güneşinin ve akşam serinliğinin tadını çıkartırdım.Sonra geçen izlediğim şu filmin (The Sideways) etkisiyle
midir nedir bilmem,canım o kadar çekmiş ki (ki arada içtiğim bira dışında başka içkilerden pek hazz etmemişimdir) bi şarap alır dönerimdi.

Genç berberi dükkanın önünde,hazır müşteri yok şu serin akşamın tadını çıkarayım biraz,dercesine oturmuş buldum.Bi selamla,camiye gecekondu misali eklemlenmiş şu dört duvarın içine girdim.Severim berber koltuğuna oturmayı,sonra berbere gelip traş olanların hallerini izlemeyi.Benim traş çabuk bitti.Oturdum sonra kanepeye.Bizimkisinin işi,sanki müşteriler bu akşam vaktini bekliyorlarmış gibi,açılmaya başladı.Benim de gözüm sehpaya ilişti,daha önce hiç bu türden olanları burada görmediğim cam sehpadaki dergilere ilişti.Sözüm ona,katiyyen bu okur kitlesinin buraya uğramayacağı (yanlışlıkla olsa bile) dergilerin,burada ne işi var yahu,düşüncesiyle merakla incelemeye başladım.Aklıma gelmezdi tabi bu moda "moda dergisiyle"(Vogue) burada ilk defa karşılaşacağım ya da, off çok param var acaba bugün nereye ne harcasam,diyenlerin arada alacakları şu boş "stil" dergilerden biriyle (Home Style) (Ula özellikle şu Vogue dur nedir,Allahım valla yazık o kesilen ağaçlara,harcanan kağıtlara) Dergiler,çağın dergilerinden işte.(Reklama,sattırmaya,harcatmaya odaklanmış bi ton cicili bicili insanların yine sözüm ona özendirici fotoğraflarıyla dolu kaygan yaprakların doldurduğu sayfalar) Neyse,berber gencin ısrarıyla park planını erteleyip biraz daha oturdum sonra tekel bayine yollanmak için bi hoşçakal çektim,bir dahaki sefere tekrar görüşmek üzere.(Ha dergiler mi,bi müşterisi ,belki eski gazete toplayıcısı ya da gazete bayisi,gelirken poşetle bırakmış.Neyse aklımdan geçmezdi,bu Vogue denen saçmalığa burada rastlayıp bi göz atacağım)

Bugün tam yaz formundaydım bu arada,söylemiş miydim?(Hayır) Altımda,arkadaşımın daha sonra,tamam sen de kalsın,şortuyla,üstümde,beyaz tişörtümle, sağ baş parmağı bantla sarılı çıplak ayaklarımda terliğimle. Tekel bayine yol almaya başladım.İçmeyecektim,ama iyi sabretmişim kaç aydır içmeyerek.Evet evet bu film (The Sideways) sebep oldu bu kez galiba irademin kırılmasına.Planım belliydi.Daha önce aldığım çok pahalı olmayan,üstüne çok kaliteli olan şaraptan bulmaya çalışacak,akşamı yanında kaşarla (hayır peynir anlamında) geçirecektim.

Mahallenin tekel bayisi,kimi zaman misafirliğe gelen arkadaşlarla içmeye bişeyler almaya uğradığım,kimi zaman yalnız,kimi zaman akşam sevgiliyle bi şarap için uğradığım tekel bayisi.Bu kez çocuklar duruyor tezgahta.İki erkek kardeş.İçerisi,belli ki az önce iki kardeşin saldırası yedikleri yine her hallerinden belli olan,lahmacun kokusu dolmuş olan dükkan.Büyük olan ve müşteriyle ilgilenen çocuk telefonla konuşuyor.Annesi diğer taraftaki.Sıkılmış belli,beni bahane ederek,"Anne müşteri var,sonra konuşuruz"diye kapatmaya çalışıyor,"Yo hayır sen konuş diyorum ben şaraplara bakacaktım"deyip tezgahın arkasına geçiyorum.Planım üzerine,malum şarabı arıyor gözlerim.Yok.Anlaşılan rastgele getiriyor markaları bizimkisi.Ucuz beyaz şaraplardansa biraz daha pahalı ama kırmızılar içinde ucuzu olan bi ithal İspanyol şarabına gözüm takılıyor,çocuk,"abi istersen bi dene diyor",anlamadığı halde,kendini alıştırmaya çalıştığı esnaf sözlerle."Tamam" diyorum,bi süre tezgahı inceledikten sonra.Canım çekiyor,eski dost,bi bira ekliyorum siparişe yer fıstığıyla.Siyah poşetimle çıkıyorum.Bugünkü,benim mahallem,adlı küçük planımın sonuna yaklaşıyorum.Evime dönüyorum.Tvde 'GreenPeace' ci, "biz fosil yakıtlardan yana değiliz diyor"

video
Geri Dönemem by Aydilge (Akustik Versiyon)


0 yorum: